Kişinin Hastalığına Özel Hazırlanan TIBBİ Aromoterapi Ürünleri Elazığ Eczanelerinde

Aromaterapinin Kraliçesi diye adlandırılan Hülya Kayhan'ın sağlık ve tedaviyi destekleyici ürünlerini ülkemizde doktor reçetelerine girmesini sağlayan tıbbi aromaterapi ürünlerine ilimizdeki yetkili eczanelerde de satışa sunuldu.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Elazığ Haber 23 - Kemal ÜNAL

Ürüttikleriyle yılın mucidi ödülüne layık görülen Uzman Eczacı Hülya Kayhan, fitoterapi eğitimini Londra’da aldı. Kayhan ürünlerinin en önemli farkı ise, organik sertifikalı ve el değmeden paketlenmiş olması.

Hülya Kayhan’ın Avrupa’da neredeyse yarım yüzyıldır doktor reçetelerine giren tıbbi aromaterapiyi Türkiye’ye döndüğünde hiç bilinmediğinin fark etmesi üzerine kolları sıvayıp verdiği mücadele ve emeği kendisine sorularımızı sorarak sizlere sunduk…

-MERHABALAR, ÖNCELİKLE SİZİ TANIMAK İSTERİZ, HÜLYA KAYHAN KİMDİR? 

Ben eczacıyım, İstanbul Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Eczacılık fakültesinden sonra uzun yıllar yurtdışında eczacılık yaptım, eğitimler bittikten sonra Türkiye’de Art de Huile diye bir marka kurdum, bir aromaterapi markası, Art de Huile’ un sahibiyim, hem girişimci hem eczacı hem de iki tane erkek çocuğun annesiyim.

-AROMATERAPİ DENİLİNCE ÜLKEMİZDE AKLA GELEN İLK İSİMLERDENSİNİZ BU NEDENLE AROMATERAPİ NEDİR BİR DE SİZDEN DİNLEYEBİLİR MİYİZ ?

Aromaterapi adı üstünde kokularla terapi ama benim istediğim aslında aromaterapi denilince değil tıbbi aromaterapi diye yepyeni bir kavramı yaratmak ve bunu hekim, eczacı, diyetisyen ve hemşire gibi tıp dünyasına bu işin profesyonellerine ayrı bir segment oluşturmak, aromaterapi değil benim yaptığım tıbbi aromaterapi, çok apayrı, dünyada da çok çok az başlanmış, İngiltere’de olan Fransa’da olan bir de genel aromaterapinin dışında bir tür, bunu Türkiye’ye getirip anlattım, aslında şu an dünyanın da önüne geçiren bir konumdayım, şu an dünyada tıbbi aromaterapi Türkiye’deki gibi bu kadar geniş bu kadar büyük değil, bu kadar sonuç alınan bir noktada değil. Çünkü benim şu an yurtdışında eğitim aldığım hocalarım benden sonuçlarımı istiyorlar ve kongrelerinde yatak yarası ve yanıklardaki sonuçlarımı anlatıyorlar, Türkiye’de Hülya bu sonuçları aldı diyorlar ki biz artık tıbbi aromaterapide referans olduk dünyada, dünyada da çok yeni bir şey. Dünyada anne, kadın doğumda kullanılan, yaşlılara rahatlamak, sakinlemek için daha çok kullanılan, yaşlı polikliniklerinde, gebelerde kullanılan ve benim de ilk gördüğümde hamilelere de kullanıyormuş ve doktor öneriyormuş, eczacı biliyor, hemşire yapıyor multidisipliner yapılıyor dediğim bir şeyin çok üzerine çıktık biz. Çünkü yatak yaralarında, yanıkta bu kadar çok aromaterapi kullanımı da sonucu da yoktu, bu da benim bulup dünyada aromaterapiye tanıttığım bir şey oldu. Genelde rahatlama, sakinleme, depresyon, hamilelerde rahatlama, sakinleme yaşlılarda ajitasyon(?)azalması, kanserde ağrı yönetme ve bulantılarda kullanımı vardı biz çok farklı yere getirdik, örneğin saçkıran, %100 saçkıran sonucu alıyoruz, dünyada aromaterapinin böyle kullanıldığı ne bir ülke var ne de böyle bir geri dönüş var ama Türkiye’de de yaptığımız tıbbi aromaterapi ile saçkıranda sonuç almayan yok. Şimdi biz bunu dünyaya anlatmaya başladık, onun için aromaterapi nedirin çok ötesinde yaptığımız iş. Dediğim gibi aromaterapi rahatlamak için yapılan bir terapi herkes yapıyor,  bu çok başka aromaterapinin dışında bir şey tıbbi aramoterapi, aromaterapinin de segmentleri var, koku terapisi, rahatlama terapisi, bizim yaptığımız  farklı,  biz aslında sadece yağlarla cilt mikrobiyomunu iyileştirmeyi başardık. Cilt mikrobiyomu cildin kendi bakterileri iyileşmesinde ya da iyileştirmemesinde çok önemlidir ve bu benim keşfim ve ben bununla ilgili buluş ödülü aldım, bu aromaterapi değil. Biz yatak yarasında çalışıyoruz, sedef, egzamada çalışıyoruz, burada bakteriyi çalıştık hangi bakteriler kolonize olmuş bu yaralarda ve bu kolonize  olan bakterileri mesela Staphylococcus aureus gibi bazı özel türler var, biz uçucu yağların hangi mantarlar üzerinde veya hangi bakteriler üzerinde daha etkili olduğunu bulduk bir Ar-ge laboratuvarında ve o uçucu yağları  karışım yapıp yatak yarası, yara, saç yarası, egzama, sedef gibi bunlara sürdüğümüzde iyileşiyor ama bu şuan aromaterapi değil artık, bakteriyoloji giriyor işin içine ama sadece yağlarla tedavi ediyoruz. Bizim yaptığımız biraz başka bir şey bilinen aromaterapi başka bir şey, tek ortak noktamız biz aromaterapide kullanılan kokulu yağları kullanıyoruz o yüzden ben artık bunun adını değiştim bunun adı ultimed  aromaterapi, nihai aromaterapi, yağlar kullanıyoruz ama bakteriye göre yağlar kullanıyoruz biz. Bu da dünyada olmayan bir şey, bu buluş zaten.

-HÜLYA HANIM AROMATERAPİ SİZİN İÇİN NEYİ İFADE EDİYOR?

Aromaterapi benim için toprakta başlıyor, toprak bakterilerinin yağları kullanarak kısa zincirli yağ asitleri üretip uçucu ve kokulu, bitkide de uçucu ve kokulu şeyleri(?) yapıyorlar ve biz buna uçucu yağ diyoruz. İşte aromaterapi benim için topraktaki bakterilerin ürettiği kokulu moleküller.

-YÜKSEK LİSANSINIZI LONDRA’DA FARMASÖTİK TEKNOLOJİ ALANINDA YAPMIŞSINIZ, SİZİN İÇİN AROMATERAPİNİN KAPISI ORADA ARALANDI DİYEBİLİR MİYİZ, BUNUN SİZİN EĞİTİMİNİZE NASIL FAYDASI OLDU?

 Çok faydası oldu, bana sorgulamayı öğretti, sürekli soru soruyorum, sürekli bir şey okuyorum, nasıl yapıldığını merak ediyorum, benim bilgisayarımda arka arkaya 25 tane makale açıktır, o makale oraya götürüyor, sürekli sorgulayıp laboratuvarda araştırmayı öğrendik biz. Bir de şöyle bir şey vardı İngiltere’de bir makale araştırıyorsun laboratuvarda ve sizin bir makale yazmanız isteniyor orada araştırdıklarınızdan esinlenerek bilgiler topluyorsunuz ama aynı kopyala yapıştır alırsanız uyarılıyorsunuz  ve komisyona giriyorsunuz, okuldan atılma tehdidi ile karşı karşıya geliyorsunuz, okulda herkes kendi arasında bunu konuşuyor ve herkes böyle bir durumda kalmaktan korkuyor bu nedenle herkes okuduğu şeyi anlamak ve bunu kendince yorumlamak zorunda kalıyor çünkü aynı şeyleri yazmak istemiyor, o korkuyla bütün notları okuyorsun, not çıkarıyorsun, asla kopyala yapıştır yapmak istemiyorsun bunu yapmaktan korkuyorsun bu nedenle ben şuan da bir şey anlatırken önce okuduğumu anlıyorum, özümsüyorum, bir daha bakıyorum, başka yerden sağlamasını yapıyorum daha sonra bunu en basit hale getirip anlatmaya çalışıyorum, bunu size uzun uzun anlatsam kafanız o kadar karışır ki. Yani bana o eğitim şunu öğretti; kopyala yapıştır yapma sen kazanırsın, bizim ülkemizde de eğitim bir gün buraya inşallah gelecek.

- Birçok eczanede aromoterapi ürünlerinizi görüyoruz, eczanelerde bu ürünlerinizin satılabilmesi için gerekli prosedürler var mı, eczacıların ve hastaların bu konuda dikkat etmesi gerekenler nelerdir?

 Kişiye özel tedavi aromaterapi ile başlamış oldu, kişiye özel olduğu için danışana da anlatmak gerekiyor. Bize soruyorlar neden internette satış yapmıyorsunuz diye biz de diyoruz ki bir eczacıya gittiğinizde eczacı sizin başka bir şeyiniz varmış gibi görüp size çok doğru bir şey verebilir belki sizin anlattığınız gibi değil sorun.  Çünkü yaşanılan olaylar çok farklı olabiliyor seninkine bir damla koyarsak bir başkasının farklı şekilde yapılabilir çünkü bilinçaltında yaşanan travmalar farklı olabilir. Yaraların bile ruh yaralarıyla çok bağlantısı var. Onun için aromaterapi çok iyi işe yarıyor, kokuyor ve duygusal olarak çok iyi geliyor bu kısım da çok önemli yüzde elli o, herkes bu yüzde elliyi biliyor fakat fiziksel de iyileştiriyor bakteriler üzerinden ve ikisini birleştirince muhteşem oluyor. Ne sadece cilt mikrobiyomu olarak sür ötekini yapma o işe yarıyor ne  sadece kokla bunu yapma işe yarıyor, beraber işe yarıyor, bu beraberde de kişiye özel olması gerekiyor mesela ben sizinle konuştuğumda sizde bir sorun var mı öyle anlayabilirim, kimisi çok ajite oluyor onda da saçkıran var  kimisi çok çekingen oluyor onda da saçkıran var. Şimdi burada ikisinde de saçkıran. Çok ajite, her şeyi o biliyor, gözlerinden nefret fışkıran birine yapacağınız  saçkıran formülü ile çok çekingen birine yapılan saçkıran formülü çok farklı olur.  Çünkü onun kırılması gereken yeri onun o narsizmi, diğerinin kırılması gereken yeri tamamen kendini suçlaması, birisi hep dışarıyı suçluyor, diğeri hep içeriyi suçluyor, ikisinde de saçkıran var ne yapacağız ikisine de aynı formül işlemiyor, ben bunu anlatmaya çalışıyorum. Çok ciddi kronik enflamasyon olan insanlar yarar görüyor bizden o zaman kozmetik olan zaten görür. Aromaterapide en ağır vakalar fayda görür çünkü en ağır vakaların travmaları çok ağır, o travmalar kişiye özel bakıldığında kullanılan yağlar farklı olur. Birine farklı bir ürün veriyoruz travmaları temizlemek için diğerine cesaretlendirmek için Sedir veriyoruz, sen bu kadar da ezik olma, kendini ezdirmeyi sen söylesen olmuyor ama sedirin içindeki o formül  beyindeki onu üreten bakterinin posbiyotiğiyle konuşuyor ve limbik beyinden direk iletişime geçiyor,  vereceğin koku o kadar önemli ki. Onun için eğitime gelen eczacılar eğitimden sonra yıkılıyorlar, daha çok eğitime gelmek istiyorlar benim bir eğitimime gelen eczacı daha çok eğitime gelmek istiyor çünkü hiçbir eğitimde aynısını anlatmıyorum. O kadar geniş o kadar büyük bir deryadayız ki günlere sığmıyor, sürekli okuyorum ben de. Yani söylemek istediğim şu; kişiye özel terapi var, bizim şu an yaptığımız tıbbi aromaterapi, bunu isteyenler bu bilinçle doktor ve eczacısına danıştıklarında o zaman gerçekten sonuç alıyorlar.

- BİZLER SÜREKLİ TEMPO İÇERİSİNDEYİZ, DERSLER, SINAV HAFTALARI, İŞ HAYATI. HAYATIN TELAŞI DERKEN YORULDUĞUMUZ DÖNEMLER OLUYOR. BÖYLE ZAMANLAR İÇİN BİZE ÖNERDİĞİNİZ YAĞLAR NELERDİR?

 Sınav haftasında da diğer dönemlerde kaygı oluyor, anksiyete oluyor ve biz bunun için mutlaka bir Citrus (?) türü kullanıyoruz, bugüne kadar öğrencilerde en çok çalışması olan bergamot olduğu için bergamot öneriyoruz. Ama genel önerecek olursak focus olmak, performans artırmak, ders verimini artırmak için; nane, nioli(?)ve bergamot. Fakat birisinin çok ciddi bir depresyonu varsa, takıntıları varsa çok daha farklı yağlar da ilave edebiliyoruz.

Sağlık Bakanlığı’na eğitim verdiğim için ama şimdi sadece şöyle bir şey söylüyorlar, herkes diyor ki o kız çok çalışıyor seninle ilgili kime konuşsak herkes çok çalışıyor diyorlar. Demekki çok çalışınca oluyor, çalışan başarıyor, gerçekten başarıyor. Ben hiçbir şeyi hazır bulmamış biri olarak bunu da çok net bir şekilde söyleyebilirim, 7  gün çalışıyorum ben günde en az 17 saat çalışıyorum ama çalışmayı da seviyorum, üretmeyi seviyorum, yaptığım işi seviyorum, hiç çalışmak gibi gelmiyor bana sevdiğim için. Bir hayalleri varsa bir yapmak istedikleri varsa onu yaptıklarında çalışmak gibi gelmediği için başarı geliyor, mutlaka geliyor.

Elazığ Haber 23

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN